menu kapat

Aikido Nedir?

Aikido; kişinin kendisiyle barışık; doğal ve sosyal çevresiyle “uyum” içinde yaşamasının yoludur. İç ve dış çatışmalardan uzak, “uyum” içinde bir yaşam için öncelikle kişinin kendi ürünü olan hayali/marazi düşmanlarıyla yüzleşip hesaplaşması gerekir…


Bu sanal düşmanlar genelde güven eksiği ya da yokluğundan kaynaklanan kişinin korkuları, endişeleri, panikleri ile ego’sudur. Şayet kişi, sanal düşmanları ile yüzleşip hesaplaşmaktan kaçınır, ya da onlar karşısında acze düşerse; yaşamına büyük ölçüde korku, endişe, panikleri ile ego’su egemen olur… Ve neticede o; ya içi,ne kapanık, sinik; ya da kaba-saba, hoyrat, kavgacı bir kişilik olur… Yalnız her iki kişiliğin de ortak paydaları asosyal olmalarıdır.


İşte aikido, kişinin kendisiyle barışık, doğal ve sosyal çevresiyle “uyum” içinde yaşamasının önündeki engelleri kaldırarak onu toplumun içine çeker; sosyalleşmesine yardımcı olur. Bu yüzdendir ki aikidoya aynı zamanda “uyum yolu” denir.


Tüm bu kazanımların dışında aikidonun soylu bir amacı daha vardır: “Evrensel Barış” “Evrensel Barış”ın yolu sevgiden geçer. “Sevgi” her şeyin koruyucu Tanrısıdır; onsuz hiç bir şey olmaz. Aikido “sevginin gerçekleşmesidir” der aikidonun kurucusu M.Ueshiba. Tanrı’nın sevgisi yalnız insanları değil tüm varlıkları kavrar. Çünkü var olan her şey aynı “Ulu Mimar” tarafından aynı kozmik maddeden yaratılmıştır. O halde hepimiz “Özde Bir”iz… Aynı evrensel yasalara tabi olmanın yanında aynı kozmik kaderi paylaşmaktayız; yani hepimiz ölümlüyüz.


Bu evrensel gerçeği biliyor olmalı ki, kızılderili reisi, yaklaşık iki asır evvel beyaz adama, “Toprağa tüküren (aslında toprağa değil) kendi yüzünü tükürmüştür” der. Keza bir aikido ustasının, insanın kendini ziyan etmesini evrenin bir parçasını ziyan etmekle; başkasına zarar vermesini de kendisine zarar vermekle eşdeğer tutması aynı evrensel gerçeğin başka bir açıdan veciz bir ifadesidir.


İşte bu “Özde bir”, “Kaderde bir” olma duygu ve düşüncesi bizi var olan her şeye saygı duyup onları sevmeye götürür. Aikidonun kendisini “Barış, sevgi ve kardeşlik sporu” olarak deklare etmesinin ardındaki soylu felsefenin dayanağı işte bu duygu ve düşüncedir. Görüldüğü üzere insana, doğaya/evrene bakışıyla aikido yetkin bir dünya görüşü, bir öğretidir.


Yaşama hakkı hakların en kutsalıdır. Bu kutsal hakka yönelik bir saldırı olduğunda aikido kişinin kendini savunmasını bir hak olarak görür. Yalnız, bu hakkı kullanırken “başkalarının maddi ve manevi bütünlüğüne zarar verme” yi ahlak dışı bulur…


Aikido teknikleri basit, doğal ve son derece etkilidir. Yalnız bu teknikleri gerektiğinde hayata geçirmek için kişinin büyük bir istek ve sabırla çalışmak gerekir. Böyle bir çalışma sonucu gelinen nokta heyecan vericidir. Çünkü kişinin kendine güveni artmış, insanlarla iletişim kurmaya, olay ve olgulara çok daha mantıklı ve gerçekçi bakmaya; sorunlarını ise barışçı yöntemlerle çözmeye başlamış… Dahası, dingin bir ruh haline kavuşmuşmanın yanında, bazı bedensel rahatsızlıklarından da kurtulmuştur. Tüm bu olumlu değişime ve gelişmelerden dolayıdır ki bazı aikidocular hayatlarına; “Aikido’dan önce; Aikido’dan sonra” diye milat biçerler.


Aikido candan bir arkadaş, gerçek bir dosttur; karşılık beklemeden verir.


İhsan Özgün