Ana Sayfa Hakkımızda Aikido Haberler Multimedya
 :: BÖLÜMLERİMİZ
   :: Ana Sayfa
   :: Hakkımızda
Sensei İhsan Özgün
Ders Programı
Adres - Ulaşım
İrtibat Formu
   :: Aikido Hakkında
Aikido Nedir?
Çocuk Aikidosu
Self Defans
Aiki Komik
Kurucusu
Tarihçesi
Sözlük
Derecelendirme
Dojo Kuralları
Sınav Teknikleri
Sıkça Sorulanlar
   :: Haberler
Duyurular
Makaleler
   :: Multimedya
Resimler
Videolar

Makaleler

Aikido'nun Do?u?u

1. ESK? SANATLAR

"Kurucu" Morihei Ueshiba'n?n BUDO a?k? öyle güçlüydü
ki gençlik günlerinde ülkede duyulmu? tüm budo
sanatç?lar?n? ziyaret etmi? ve onlardan muhakkkak
bir?eyler ö?renmi?ti. Bu ö?renme açl???n?n etkisinde
hayat? de?i?ik geleneklere ait farkl? budo sanatlar?
ile tan??mas?n? sa?layan bir "hac" seferi gibiydi.

On ya?lar?ndayken ilk hocas? "Kito Ryu Jujutsu" ustas?
Tokusaburo Tozawa idi. Bir sonraki hocas? ise o
s?ralarda Sakai kentinde ya?amakta olan "Goto-Ha Yagyu
Ryu Jujutsu" ustas? Masakatsu Nakai olmu?tur.
Söyledi?ine göre Aikido'nun temel el ve ayak
hareketlerinden baz?lar?n? Nakai'nin yan?nda çal??t???
bu dönemde ö?rendiklerine borçludur.

1903'de Japon ordusunun 61. Alayina katildiginda bir
süre için budo çalismalarina ara verir. Rus-Japon
harbinden sonra Mançurya'ya döner ve Hamadera'ya
yerlesir. Bu arada bos zamanlarini incelemeleri ile
degerlendirmek için tekrar Nokai'yi bulur. Ueshiba'nin
1908'de bir sertifika aldigi Nakai, ananevi olarak
kiliç kullanma konusunda ustaligi ile ünlü Yagyu
ailesinden gelmekteydi ve boyu birbuçuk metre
civarinda olmasina karsin son derece kuvvetli fizigi
ile güçlü, savasçi bir ruh tasiyordu.

1916'da da "Daito-Ryu Jujutsu" ustasi Sokaku
Takeda'dan bir sertifika almayi basarmistir. Daha
sonra görülecegi gibi onun bu geçmisi Aikido ile
yakindan ilgilidir. 1924 ve 1925'te Morihei
Ueshiba'nin arastirmalarini kargi'da (firlatilamayan
bir çesit mizrak) yogunlastirdigini ve ustalastigini
görüyoruz. Bu dönemde labut, kargi, mizrak, jo gibi
silahlarla uzun arastirmalar ve sayisiz vücut hareketi
denemeleri yapmistir. IRIMI (GIRIS) teknigi üstatin bu
dönemi ürünüdür.

1910 ile 1925 yillari arasinda özellikle yogun olarak
eski Jujutsu'yu incelemistir. O bu geleneksel "ryu"
lari (gelenekler) incelememis olsaydi Aikido hiçbir
zaman dogmayacakti. Aikido tüm eski geleneksel
budolarin dinamik bir ifadesi olarak çagdas dünyaya
sunulmustur.

2. KURUCU'NUN 86 YILLIK EMEGI

Budo'nun bir çocuk zihninde uyandirdigi ilk
kivilcim...

"Kurucu" Morihei Ueshiba, Kasim 1883'de Japon ana
adasinin merkezi-güneyinde, simdilerde Wakayama olarak
bilinen Kii eyaletinin Tanabe sehrinde dogmustur.
14-15 yaslarina kadar oldukça kisa boylu ciliz olan bu
çocuk güçlü inançlari ile digerlerinden kolayca
ayrilabiliyor, daha 10 yaslarindayken bile için için
budo'ya ilgi duyuyordu.
12 yaslarindayken babasi, yerel konsey üyesi Yoroku,
köylerinin en belirgin sahsiyetiydi. "Sehrin
zorbalari" diye adlandirilan, babasinin siyasi
muhalifleri, sik sik tartismak için evlerine gelir;
bazen de bu tartismalar oldukça kizisir çirkin
hakaretlere, bagirislara dönüsürdü. O günlerde Küçük
Morihei ruhunun bu tartismalarla daglandigini
hissetmekte ve ne bahasina olursa olsun kuvvetlenip
günün birinde bu saldirgan ruhlu insanlari evlerinden
disari atacagina yemin etmektedir.

Genç bir asker...

1901'de, 18 yasinda, bu yolda ilk adimlarini atmaya
baslamisdi ve büyük bir tüccar olmak amaciyla Tokyo'ya
gitti. Geceleri "Kito Ryu Jujutsu" dersleri alarak tüm
gün boyunca toptancilar caddesinde çalisiyor, firsat
buldukça politik konusmalari da izliyordu. Bununla
beraber beri-beri hastaligina yakalanarak evine dönmek
zorunda kaldi. Bu firsattan istifade günde dört
kilometre yürüyerek vücudunu güçlendirme çalismalarina
basladi. Bu onbes yirmi gün sürdü, aslida kosmaya,
yavas yavas güçlenmeye de baslamisti. Eskiden bir
balya pirinç kaldiramazken simdi tek koluyla iki balya
kaldirabiliyordu. Yirmi yasina geldiginde görünüsü
hayli degismisti. Boyu hala kisa olmasina ragmen
siradan insanlara göre oldukça güçlüydü. Ancak bununla
tatmin olmuyordu. Yagyu-Yru Jujutsu egitimi görmek
üzere Sakai'ye gitti. B u sirada balikçilik ögrendi ve
köyünün yillardir sürmekte olan bir sinir problemini
halletti. Bu basarisi ile çevresinde taninmaya
basladi. Artik babasi için basagrisina dönüsen isleri
de o çözmeye baslamisti.

Tam delikanliligini yasiyordu. Bükülmez bir ruhu,
yorulmakbilmez bir çalisma gücü vardi Eger baskalari
digerlerinin iki misli çalisiyorsa o dört mislini
yapiyordu. Baskalari 40 kg. Tasiyorsa o 80 kg.
Tasiyordu. Onun tezcanli huyu kendisini yerel bir
"pirinç keki pisirme" yarismasinda gösterdi. Bu
yarismada dev bir kepçe dolusu pismis pirinç tastan
oyulmus yine dev bir çanagini çine koyuluyor, sonra
tahtadan yapilmis çekiç benzeri uzun basli, iri bir
balyozla dövülüyor; bir yardimci da bu arada çanakta
dövülen pirinci karistiriyordu. Dövülen pirinç bir
süre sonra lastik kivaminda bir maddeye dönüsüyor,
disari alinarak düz bir kapta yenilmesi için
sogutuluyordu. Balyozun garip, uzatilmis sekli,
agirligi ve karisimin sogumadan istenilen kivama
gelmesi için gerekli darbeyle dövülmesi geregi ortaya
zorlu bir yarisma çikartiyordu. Yarismada on tane
güçlü rakibi olmasina ragmen hepsini yendi, hatta
sonunda tas çanak kirildi. Katildigi diger
yarismalarda da ayni sonuca ulasinca artik halk
yarismaya katilipta çanaklarini kirmasin diye ona
seref misafirlerine uygulanan biçimde çay, kurabiye
ikram edip yarisma sahalarindan uzak tutmaya
çalisiyordu.

Ülkesi ile Rusya arasinda durum gerginlesmeye
basladiginda derhal askere yazildi ve Wakayama alayina
katildi. Siradan bir piyadeyken dahi egitimde
gösterdigi basarilar tüm komutanlarinin dikkatini
çekmis, terhisinde gönüllü subay olarak askere devami
için ve askeri akademiye alinmak üzere davet
edilmistir.

Sadece 157cm. Ilk boyuna karsin yapisi 81kg. Agirligi
ile bir tank gibiydi. Askerlik egitiimi süresince
kosu, atletizm, jimnastik gibi yarisma ve egitimlerde
hiçbir zaman ikincilikle yetinmemistir. Savasta ise
askerlik normal zamanin iki kati zordu. Pek çok asker
bu agir egitimin altinda ezilir geri hizmete alinir, o
ise daima bölügün en önünde yer alir iki hafta üç
kisinin teçhizatini tasirdi. Mançurya muharebelerinde
son derece büyük yararliliklar göstermis ve pek çok
kez gösterdigi kahramanliklarla birligini
tehlikelerden kurtardigi olmustur.

Askeri akademiye katilmayi reddetmesine ragmen siradan
bir hayata da dönmek istemiyordu. Siyasi faaliyetlere
agirlik verdi ve köyünde bagli bulundugu Tanabe
bölgesinin liderligine yükseldi. Bu arada o siralarda
yeni yeni baslayan Judo sanati ustalarindan Kiyoichi
Takagi onu ziyaret etmisti. Ueshiba ona sehrin gençlik
kulübünde bir yer vermis, gençlerden kurulu bir
ögrenci kadrosu kurmus ve ögretmenlik yapmasini
saglamistir. Takagi daha sonralari 9.dan'a kadar
yükselmis, bu arada Ueshiba'da Judo üzerine oldukça
detayli ve derinlemesine arastirma yapma olanagi
bulmustur. Fakat sonra belki de askerlik hayatinin
yorgunlugundan bas agrisindan kivrandiran garip bir
hastaliga yakalanarak yataga düsmüs ve alti ay kadar
kalkamamistir.Daha sonra 1910 yili baharinda her
nasilsa tamamen iyilesmis, yavas yavas eski haline
dönmeye baslamistir.

Bu tarihte o devirde geri kalmis, yari yabanil bir
bölge olan Hokkaido'ya yerlesmek için basvurmus ve
1911'de bir öncü kafilesinin lideri olarak, ülkenin bu
bölgesini kalkindirmak, tarima ve imara açmak için
Kitami eyaletinin Mombetsu kenti, Shirataki böldesi
civarina giderek oraya yerlesmistir. 30'lu yaslarin
enerjisi ile eski sagligina artik iyice kavusmus
olarak yine eskisi gibi bu defa at sirtinda kis
sartlarinda sik sik patlayan dondurucu firtinalara
ragmen bütün gün is yerine, tarlalara, arastirma için
daglara gidip gelmekteydi. Bu arada tecrübeleri içine
asiri sogukla mücadele ve soguga direnç de katilmis
oldu. 1911'de, bu mesakkatli yolda Shirataki'nin
Kamiyubetsu bölgesinin bir numarali konsey üyesi
seçildi. Yetlesen öncüleri desteklemesi amaci ile
valilik bürosu ile sürekli irtibata geçerek belediye
baskani Uratora Kanashige yi yüreklendirdi. Bölgeye
demiryolu insaasi için bir dernek kurdu ve sonunda
bunu da basardi. 1912'de 65km2'lik Shirataki
bölgesinde halkin kendi istegi ve oyuyla
"Shirataki'nin krali" ilan edildi.

Yerlesenlerin gözetimi...

Daito Ryu Jujutsu Sokaku Takeda Hokkaidoda'idi.
Bölgenin gelistirilmesi faaliyeti yolunda gidiyordu ve
Ueshiba büyük bir zevkle Takeda ile çalisabilecek
zaman da buluyordu. 1915'de 32 yasindayken Engaru'da
Hisata otelinde Sokaku Takeda ile tanisma imkani
bulmus ve bir süre sonra Takeda "Son derece
yeteneklisin seni ögrenci olarak seçtim" diyerek ona
ders vermeye baslamistir.

Daito Ryu Jujutsu'nun uzunbir tarihi vardir. Dokuzuncu
yüzyilda Imparator Seiwa prenslerinden Sadazumi
tarafindan baslatilmis, zamanla gelistirilmis ve
zamanimiza kadar getirilmistir. Derinlemesine bir
teorisi ve müthis tekniklere sahiptir ve Morihei'nin
büyük saygi duydugu Sokaku bu konuda gerçek bir
ustadir. Bu ziyaretinde Sokaku Takeda hiç umulmayacak
sekilde otelde bir ay kalmis ve tüm vaktini
Morihei'nin egitimine ayirmistir. Daha sonra, 1916'da
onu evine davet etmis, uyarilarini nasihatlerini
dinlemis ve ona büyük bir saygiyla hizmet etmis, ona
yemek yapmis onu yikamis hatta ona yeni bir ev insa
etmistir.

Takeda son derece sert mizaçli bir adamdi ve
ögrencilerinin en küçük hatasini bile affetmez onlara
olmadik eziyet ederdi, ancak Morihei buna aldirmaz
yemegi, yorgunlugu unutur tüm dikkatini derslere
verirdi. Bu gerçegin bugünkü Aikido ile yakin iliskisi
vardir.

O zamanlarda budo dersi gören ögrenciler ögrendikleri
her teknik için ögretmenlerine üç yüz ila bes yüz yen
(bir yen yaklasik yarim dolar) civarinda bir ücret
öderdi. Buna ek olarak o hocasina odun kesmekte, su
tasimaktadir. Egitimin sonunda ailesinden ona kalan
tüm sermayeyi bu egitime harcamis bitirmistir.

Babasinin hastaligi...

1919'un bahari sonlarinda babasinin çok hasta olduguna
dair bir telgraf alir ve bunun üzerine herseyini
hocasi Takeda'ya hibe edip Hokkaido'dan ayrilir.

Hokkaido onun önderliginde çok ilerleme göstermisti.
Demiryolu yapilmis, okullar açilmis ve Morishei sosyal
prestij ve mal, mülk sahibi olmustu ancak bunlar onun
gözünde birsey ifade etmiyordu. Düsüncesinde
"aciveren, meyva veren egzersizler, çalismalar" vardi.
Hokkaido'dan gittigi gibi geri dönmekteydi, varliksiz
ama dipdiri, canli bir ruhla.

Ayabe'de çalismalar...

Tren evine ulastiginda ilk duydugu sey Omotokyo adinda
yeni bir dinin lideri oldugu söylenen Wanisaburo
Deguchi'den bahsedildigiydi. Morihei babasi için
yapilabilecek en iyi seyin Omotokyo dininin merkezi
olan Ayabe'ye gidip, babasinin sagligi için rahiplere
basvurmak oldugunu düsündü. Küçüklügünden beri ruhani
olaylara, dinlere büüyk ilgi duyar, ailesi de onu
desteklerdi. Yedi yasindayken Jizoji tapinaginda rahip
Mitsujo Fujimoto'dan ders almis; on yasindayken de
Akitsu köyündeki Homanji tapinaginda Zen Budizm
üzerine egitim görmüstü. Yasi daha ilerledikçe ruhsal
gida arayisi daha da artmis, karsilastigi her yerde
egitimine devam etmis, rahiplere türlü seyler danisip
nasihatlerini dinlemistir.

Esas nedeni babasinin hastaligina çare bulmaktir ama
rahip Deguchi'yi dinledikten sonra ruhunun
derinliklerinde birseylerin sikistigini hisseder.

Tekrar Tanabe'ye eve döndügünde babasi artik hayatta
degildir. Ömründe en sevdigi insanin ölümünü
karsilarken içinden de manevi kilitleri kirmaya,
çalismalarini ilerletip budo'nun sirrina ulasacagina
yemin etti. Bu olaydan sonra yasantisi tamamen
degisti. Bazen beyaz bir giysiyle bir kayanin
tepesinde oturuyor, bazen bir dagi tepesinde diz çöküp
dua ediyor, sürekli Shinto dualarini okuyordu. Onu
taniyanlar son derece endiseliydi ve delirdigine
hükmediyordu. 1919 sonlarinda Deguchi'yi hatirladi ve
ailesini de toplayarak Ayabe'ye tasindi. Kalbini
aydinlatan isigi bulmustu. Ayabe'de dag eteginde bir
eve yerlesti ve 1926'ya kadar bir taraftan Jujutsu
teorisi üzerinde yogunlasirken bir taraftan Deguchi
ile fiilen çalisti.

Deguchi ile Mogolistan'a yolculuk...

Deguchi'nin düsleri insan ve tanri askinin birliginden
dogacak dini temeller üzerine kurulu bir ahlak dünyasi
ve Mogolistan'da kurulacak tüm yeni dinlerden güç
alacak, eski din ve uygarliklarin esiri olmayacak
özgür bir krallik üzerineydi. Bu amaçla Deguchi
Koreden Putlenchiao ve Çinden Taoyiian Hungwantzuhui
dinleriyle irtibat kurdu. 1924 baharinda yanina Masumi
Matsamura ve Ayabe'deki Shounkaku Mabedi'nin
kurucusunu alarak Mogolistan'a bizzat gitmeye karar
verdi. O siralarda Deguchi Omotokyo skandalina
karismisti. (Imparatora saygi gösterilmemesi
hakkinda), bu nedenle hareket gizlilikle yürütüldü ve
13 Subat 1924'te 3.28 treni ile hareket ettiler.
Morihei de onlara Tsruoka'dan katildi ve Mançurya,
Mogalistan seyahati baslamis oldu.

Basarisizlik...

Grubun hedefi önce Mukden'e gidip orada Chang
Tso-Lin'in bir generali olan Chan-k'uei ile bulusmak
ve onun yardimiyla Mogolistana sizmakti. Fakat o
günlerde Çin'in içinde bulundugu sorunlar nedeni ile
gurup kendini tamamen yardimdan uzak ve aranmakta olan
suçlular durumunda buluverdi. Ne dogru dürüst yol ne
de yiyecek birseyleri vardi. Yapabildikleri tek sey
düsmandan kaçmaktan ibaretti. Tüm bu eziyet dolu bes
aylik yolculuk sirasinda Morihei, Deguchi'ye eslik
etti ve onun kaderini paylasti. Bir gün yerel
kuvvetlerden olusan bir birligin eline tutsak düstüler
ve iç çamasirlarina, ayakkabilarina varincaya dek
herseylerine el kondu. Kaba kumastan bir çaput
giydirilip zincire vurularak bir hapishaneye
atildilar.

Morihei'nin davranislari askerlere çok degisik
gelmisti, o nedenle ona biraz farkli muamele
ediliyordu. O ayagindaki prangaya ve piloriye
(ortaçag'da kullanilan, ahsap bir cendere) bagli
olmasina ragmen geldi. Morihei infaz alanina giden
yolda korkusuzca, sanki günlük hayatindaymis gibi
yürüyordu. Bu duygu digerlerine de geçti ve hepsi
korkularini unutarak kaderlerine razi oldu. Ancak
büyük bir sans eseri o gün Japon elçisi Chenkiatum
devreye girerek onlari ölümün pençeleri arasindan
çekip çikardi. Uzun çabalarin sonunda Japon hükümeti
onlarin affedilmelerini ve ülkelerine iadelerini
saglamisti. 25 Temmuz 1925'te ülkelerine döndüklerinde
muzaffer generaller gibi karsilandilar.

Planlarinin suya düsmesine karsin Morihei kendine
saygi, karakter ve disiplinini deneme imkani
buldugundan mutluydu.

Ayabe'ye döndüklerinde Morihei kendini önceki hayat
düzenine ve özellikle budo'nun sirri üzerine
derinlemesine çalismalara adadi. Ayabe dagi ona
çalismalari için mükemmel bir ortam sunuyordu. Yedili
sekizli gruplar halinde süngerleri agaçlara dairesel
olarak asiyor bir kargiyla degisik vücut haraketleri
üzerinde çalisarak hedefledigi süngerleri deliyordu.
Bu vücut ustalikli hareketleri de o sirada yaninda
bulunan birkaç ögrencinin hafizasina kazinircasina
islenmekteydi.

O siralarda Ayabe oldukça sakin bir köydü. Geceleri
sansarlar, tilkiler siklikla köye gelir, pek çok is
nüfusun azligindan dolayi imece usulü ile yapilirdi.
Bu çalismalarda Morihei tanri vergisi gücünü
köylülerden saklayamamistir. Bir keresinde 15-20 cm.
Çapinda bir çam agacini elleriyle sökmüs, on kisinin
yerinden kimildatamadigi bir kayanin yerini
degistirivermistir. O, çalismasina tanik olan pek çok
kisiyi hayretler içerisinde birakir.

"Insan vücudunun içinde olaganüstü ruhsal bir güç
olduguna inaniyorum" derdi.


 :: Eser TÜMEN



Dojo'muzun Kurucu Sponsoru, Değerli ve Seçkin İnsan, Rahmetli Eser TÜMEN Beyefendi'nin Aziz Hatırası Önünde Saygıyla Eğiliyoruz....
»Yazının Devamı

 :: 6. Dan
6.Dan

İhsan Özgün hocamız, Türkiye Wushu Federasyonu Yönetim Kurulu kararıyla 22 Mayıs 2008 tarihi itibariyle 6.Dan'a yükseltilmiştir.

Türkiye'de ilk 6.Dan'ı alma başarısını gösteren hocamızla gurur duyuyoruz.

Özgün Aikido Yönetim Kurulu...
»Yazının Devamı

 :: Doğan Canku'dan
Besteci DOĞAN CANKU'dan Aikido

Neden Aikido?

Çok şükür ki kimse bana artık neden müzisyen olduğumu sormuyor. Eskiden
böyle bir soru karşısında bir sürü şey anlatmaya çalışırdım. Şimdi ise
nedenini bilmiyorum derim. Bu soru "niçin doğdun?" der gibi bir şey.

"Neden Aikido?" sorusun...
»Yazının Devamı


© 2003-2008 Özgün Aikido. Tasarım, Programlama ve Barındırma: Bilgileşim İnternet Hizmetleri